Please reload

Modanın Çirkin Çok Çirkin Yüzü |True Cost

 

Kleopatra'nın altın renkli kıyafetleri, kalın eyelinerı ve çeşitli saç aksesuarları, Marie Antoinette'in kabarık beyaz peruğu, derin dekoltesi, kat kat eteği ve Osmanlı sultanlarının koca kaftanları, ipek kıyafetleri... Moda, kavram olarak 1900 yıların başında çıkmış olsa da çok eski bir geleneğe dayanan, 20. yüzyılda tapını yakalamış ve şimdi ise kaosa dönüşmüş devasa bir endüstridir.

 

2013 yılında Bangladeş'te çalışanların uyarılarına rağmen imalata devam edilen Rana Plaza çöktü. 1132 kişinin öldüğü ve 2000 kişinin yaralandığı bu olay moda endüstri'sinin en büyük felaketi olarak kayıtlara geçti. Kötü malzeme ve ucuz çimento kullanmak gerekçesiyle ömür boyu hapis ile yargılanan Mohammed Sohel Rana mı sadece suçluydu ? Aynı plazada kıyafetler yaptıran Primark, Benetton gibi firmalar suçlu değil miydi ?

Fast Fashion'ın beşiği olan H&M, Zara gibi firmalar 52 sezonluk kıyafetler yaptırırken ve insanları daha çok alışveriş yapmaya teşvik ederken, Bangladeş'teki, Kamboçya'daki markaların kıyafetlerini yapan çoğunlukla kadın olan işçiler sadece temel ihtiyaçlarını karşılıyor. Bunlar da yemek yemek, uyumak ve tuvalete gitmek ile sınırlı. 21. yüzyıldayız fakat sadece bir kerelik  giyeceğimiz hatta hiç giymeyeceğimiz kıyafetler yüzünden başka yerlerdeki insanların sağlık, eğitim, düzgünce barınma, güvenlik haklarını feragat etmelerini sağlıyoruz. Bu bitmek bilmeyen daha fazla kıyafet alma isteğini ben bir doyumsuzluk bir hastalık olarak görüyorum. Alıyoruz ama mutlu değiliz. Alıyoruz ve hala yeterli kıyafete sahip olamıyoruz. Acaba ne zaman mutlu olcağız, tatmin olacağız ?

Fast Fashion firmaları bizi bilinçli bir müşteriden çok birer aptal tüketiciler olarak görüyorlar. BU DÜZENİN ARTIK DEĞİŞMESİ GEREK.

 

Fast Fashion'a boyun eğerken ve dünyadaki diğer insanları düşünmezken aynı zamanda dünyanın kendisi bile umrumuzda değil. Çünkü Dünya sürekli bizim ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğine inanıyoruz. Fakat moda endüstrisi her adımda dünyayı kirletiyor. Kumaşları yapmak için ham madde sağlarken GDO'lu pamuklar üretiyoruz ve toprağın dengesini altüst ediyoruz. Üretim esnasında yaklaşık 2 Teravat/saat enerji harcanıyor (Kendi araştırmalarımdan hesapladım). Bu birçok ülkenin yıllık enerji tüketimine eşit. 

Fast Fashion’ın son ayağı olan tüketimden sonrasında ise sadece Amerika'da her yıl 11 Milyon ton tekstil atığı oluşuyor. 

 

Fast Fashion yani hızlı tüketim modasının dışında kalan lüks markalar ak beyazı sayılmazlar. Louis Vuitton yapım maliyetinin tam 100 katına satıyor ürünlerini. Çoğu yüksek fiyatlı markalar marka değeri adına satılamayan kıyafetlerini yakıyorlar. Lüks marka bir çanta taktığımızda ve kıyafet aldığımda klişe olarak "Bu bir Versace, bu bir Louboutin." deriz. Yani çantanın kendi değerinden çok orada marka ile ilgileniriz. Stella McCartney lüks markalardan biri olmasına rağmen, kendisinin yaptığı bir röportajda içinde bulunduğu endüstrinin ne kadar karanlık bir yer olduğu söylemişti. MODANIN ARTIK DEĞİŞMESİ GEREK.

 

Yani bir kıyafeti alırken aslında kaç kişinin saatlerine, açlığına, atıklardan dolayı içemediği temiz suyuna, temiz havasına, güvenliğine ve hayatına mal olduğumuzu düşünmeliyiz.

 

Bana bu yazıyı yazmamda etkisi olan The True Cost belgeselini izlemenizi tavsiye ederim. İzledikten sonra gerçekten hayatınızda en ufak bir değişikliğe sebep olmuyorsa sizden korkuyorum.

 

Please reload