Please reload

Suç ve Ceza - Dostoyevski | Kitap Yorumu

 

 

Dostoyevski'ye karşı bitmek bilmeyen bir takıntım var. Bu takıntım, sadece sevgiden kaynaklı değil. Suç ve Ceza'yı okurken binbir türlü duyguyu aynı anda yaşadım. Kitabı çok sevmiş miydim ? Kendimce bulduğum eksikliklerden dolayı eleştiri almaktan korkuyor muydum ? 

 

Kitabı tam olarak çok sevdiğimi asla dile getiremeyeceğim. Ama bunun Dostoveski'ye ve Suç ve Ceza'ya olan saygımı değiştirmiyor. Zaten olay Suç ve Ceza'yı az bulduğumdan geçmiyor. Suç ve Ceza o kadar fazla bir kitap ki ben oradaki acıları kaldıracak yürek yoktu. O yüzden Suç ve Ceza'yı bir daha verseler bir daha okurum, filmini çekerim ve bir şekilde kitabın içine dahil olurum ama asla onu tam anlamıyla sevemiyorum. Belki bu yaşımdan ve şu an ki edebiyat tecrübesizliğimden kaynaklı. Bu ancak Dostoyevski okudukça anlayabileceğim.

 

 

Öncelikle kitabın neresini sevemedim sorusuna geliyoruz. Şu rus edebiyatının mıymıntı karakterlerinden gerçekten bıktım. Gogol benim en sevdiğim beş yazardan biridir, onun kitaplarında da sevmediğim kadın karakterler var, bayıldığım Vişne Bahçesi'nde de ve genel olarak aykırı tavırlarını sevdiğim Tolstoy'un kadınlarında da. Bence sorun yazarlarda değil dönemin kadınlarında. Bunu içerlice inceleceğim bir yazı paylaşacağım. O yüzden şimdilik Fyodor’un canımı sıkan kadınlarına bakalım. Pulheriya Aleksandrovna Raskolnikov karakterini kitabın başındaki mektuptan beri  sevemiyorum. O dönemin konuşma çevirisinin verdiği bir ahmaklık mı dersin o boşboş konuşmaları mı dersin o karaktere katlanamıyorum. Dunya ve Sonya ikisi de benim için gelgitli. İki karakterin de sevmediğim tınısı var. Onların aptallıklarına kitap boyunca anlayamadım. Onların masumlukları beni çıldırtıyor. Katerina İnanovna karakterinin zaman zaman eski soylu dönemlerindeki kalma davranışını, kavgasını, hastalığını, sinirini, kendini kaybedişini ve ölümünün beni yıkışına kadar seviyorum.

Şimdi bu kadar çok kadın karakteri yerdim ama hepsini etrafımdaki insanlar gibi yerdim. Sonya gibi insanları pek sevmiyorum çünkü kendini bu kadar harcayan insanların iyiliklerinin biraz fazla abartıldığını düşünüyorum. Her iyiliğin arkasında masum da olsa bir karşılık yatar. Raskonikov'un ona, suçunu itiraf ettirdiği sahnede o kadar iyiydi ki. Sanki filmiş gibi görüp bir de aklımdaki Sonya'ya o sahneden dolayı akademi ödülü vermiş gibi konuşuyorum, farkındayım. Ama o sahneye gelene kadar o karakter benim için silikti.

 

Diğer karakterlere de gelmek istiyorum ama ondan önce şu noktaya değinelim. Kitap çevirisi ve özellikle klasiklerin doğru çevrilmişini almak o kadar önemli ki, karakteri belki de yanlış tanımana neden olabiliyor. Şimdi kötü bir çeviriden okumuşsam bile şu an ki fikrim değişecek diye tahmin ediyorum çünkü Suç ve Ceza'yı zamanı geldiğinde yine okuyacağım. Edebiyatın temel taşı hatta ilk basamağından biridir Suç ve Ceza ama şu var ki eli kitap tutmamış bir insana suç ve cezayı okutmak ne bileyim onu çok hızlı melankoliye sokar. Peki suç ve ceza hangi basamakta. Suç ve ceza okuması kolay bir kitap değil, bunun nedeni kelimelerin akmaması değil. Raskolnikov karakterinin beynin içinde olduğumuz için yorucu. Sanki tefeci kadını biz öldürdük de ne yapacağımızı bilmiyormuşuz gibi. İşte bu yüzden yorucu. 

Kitap aynı Rodya gibi bir inişli bir çıkışlı. Sonya'nın ayaklarına kapanıp itirafta bulunduğu sahne kadar Katerina İnanovna'nın Marmeladov'un cenazesinden sonraki bütün sahneleri hatta Petroviç’in gelip Rodya’yı suçlu olduğu söylediği sahneler bir şölen. Çünkü siz o sokağın dibinde, o hücre kadar küçük odanın içinde bazen meyhanede masalardan birindesiniz. Dil Anlatım öğretmenlerimden bir keresinde Suç ve Ceza’yı okurken “Karakterlerin nefesi ensenizde hissedecek.” şekilde demişti. Bu his anında hissedilmiyor. Kimse kitabı okurken "Ay resmen yaşadım." demiyor. Ama kitabı elimizden bıraktıktan sonra aklımızda aslında bu kitaptan bir kare değildi de ben bunu yaşadım mı yoksa rüyalarımdan biri miydi diye sorgulatıyorsa işte tam o zaman nefesi ensemizde hissetmişizdir.

 

Gel gelelim o kadar yazdım da sizleri kitabı okutturacak ne yaptırdım. Bunlar benim naçizane yirmilik düşüncelerim. Suç ve Ceza'ya geç kaldığım düşünülebilir. Fakat edebiyat için geç kalma gibi bir durum yok. Çocuk Edebiyatı ile yoğurulsak da bunu kırk yaşında da Çocuk Edebiyatı okuyabilirsiniz. Kim gelip bize Tom Sawyer okumanın yaşı olur diyebilir ki.

 

Kitabın sonunda mıymıntı Rus kadınlarını da bir kenara bıraktım. Çünkü son, o kadar beklenmedik ki. Kitabın ortalarındayken bile itiraftan sonra Raskolnikov için umut hayal edemiyordum fakat Fyodor her şeye rağmen bir umut vermiş karakterine. 

Svigadroya'nın ansızın ölümü. Karakterin ölümden korkmadığı ve hayatı yaşarken bir kuşkusu olamadığını biliyoruz fakat ölümü o kadar ansız ve sırlıydı. Kitabın son cümlesi sadece Raskolnikov'un hayatı için değildi. Kitabın arkasında bıraktığımız yaşayan veya ölü bütün karakterler adına ayrı ayrı bir başka romanın hikayesi olabilir. İşte bu yüzden Suç ve Ceza. İşte bu yüzden Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

 

Please reload